Sorunlu Değil Sorumlu Nesiller İçin Sosyal Sorumluluk

Vücudumuzda kaç organ olduğunu bilen var mı? Ya da Avagadro sayısını hatırlayan var mı? Ya da Kimya dersinde yıllarca ezberlemeye çalıştığımız periyodik cetveldeki elementleri sayabilecek olan var mı? Yok değil mi? Halbuki yaratıcılığımızın en yoğun olduğu zamanları bu bilgileri ezberlemekle geçirmiştik. Bir araştırmaya göre çocuklar 6 yaşına kadar beyinlerinin %98 ini hayal kurarak geliştirirlerken, üniversiteye geldiklerinde sadece %4 ünü hayal kurmak için kullanmakta. Peki sosyal sorumluluk projeleriyle hızla düşen bu oranı dengelemek mümkün mü? Toplumsal alanda yaşadığımız problemleri çözmenin yolu belki de sorumlu bir nesil yetiştirmekten geçiyordur.

Batılı kaynaklarda rastladığımız sosyal sorumluluk ve sivil toplum projeleriyle 18. Yüzyılın başlarında kavramın kendisi etkilerini hissettirmeye başlamış, 20. Yüzyılda da tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde köleliğin kaldırılmasına yönelik yapılan çalışmalar, Venezüella Savaşı sırasında deprem kurbanlarına yapılan yardımlar, savaş döneminde Florence Nightingale’in ilk hemşire ekiplerini örgütlemesi sosyal sorumluluk projelerine dünyada verebileceğimiz ilk örnekler arasında yer almaktadır. Örneklere baktığımız zamanda sosyal sorumluluk projelerinin ekonomik, politik, dini ve sosyolojik anlamda birçok gelişmeye yardımcı olduğunu görmekteyiz. Birçok uluslararası kuruluş gerçekleştirdikleri projelerle dünyayı daha yaşanılabilir bir hale getirmiş, bu sorumluluğu alırken de gönüllü olmanın önemini ve kutsallığını tüm dünyaya göstermiş ve öğretmişlerdir.

Geçmişte gönüllüler sayesinde birçok soruna çözüm bulunabilmişken neden sosyal sorumluk projeleri bir eğitim modeli olmasın? Neden profesyonel gönüllüler daha iyi bir dünya için çalışmasın?

Topluma katkıda bulunma kavramını benimsemek için kendi gelişimimizi toplumun gelişiminden bağımsız düşünmemek gerekir. Gönüllülük bilinci de bu gelişimin temelini oluşturmaktadır. Küçük yaştan itibaren gönüllülük bilincinin verilmesi, çocukların yaşları ilerledikçe “gönüllü olmayı” ömür boyu sorumlu olması gereken bir bilinç olarak benimsemesini sağlar. Gönüllülük kavramı birey tarafından benimsenirken, bu süreçte bireyin toplumun motivasyon kırıcı söylem ve davranışlarına maruz kalmadan gönüllülüğü hayatının bir parçası haline getirmesi için, sosyal sorumluluk projeleri ders sıralarına taşınmalıdır. Bu bizim sadece çocuklarımıza karşı değil, gelecekteki torunlarımıza karşı taşıdığımız en önemli sorumluluklarımızdan biridir.

Öğrenciler anaokulundan üniversiteye kadar müfredat derslerinin yanında sosyal sorumluluk teori ve uygulama dersleri de görerek hem yaşadığı toplumu daha yakından tanıma fırsatı elde etmekte hem de kendi motor becerilerini geliştirmektedir. Kendi sosyal sorumluluk projelerini okul sıralarında hayata geçiren öğrenciler; organizasyon, iletişim, etkili sunum yapma, topluluk önünde konuşma, farklılıklara saygı, özgüven, etik değerlere bağlı, akılcı, sağduyulu, sorgulayan, yaratıcı, insan ilişkilerinde cinsiyet-ırk-din-dil farkı gözetmemek gibi birçok yetkinliğini geliştirme imkanı elde etmektedir. Öğrenci hayata geçirdiği veya katıldığı bir projeyle toplumsal olaylara çözüm üreten aktif bir vatandaş olma yolunda en önemli adımı atmış olur.

Bireysel kazanımların yanı sıra artık Dünya’daki birçok üniversite akademik performansın yanı sıra öğrencilerin toplum için yaptıkları çalışmaları da değerlendirmektedir. Günümüzde birçok lise öğrencisi yaptığı sosyal sorumluluk projeleriyle dünyanın en iyi üniversitelerinden kabul almaktadır.

Son zamanlarda en çok tercih edilen eğitim ve sosyal sorumluluk metotlarından bir tanesi “service learning” yani toplumsal öğrenme ile öğrenci, matematik dersinde öğrendiği bir konuyu toplumsal sorunu çözmek için kullanabiliyor. Böylece öğrenci projesini hayata geçirmek ve başkalarına faydalı olabilmek için farklı disiplinleri bir arada kullanmayı ve harmanlamayı da yine sosyal sorumluluk projeleriyle deneyimliyor.

Günümüzde sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirilirken verilen teorik eğitimler ve uygulamalı projelerle sorunlara çözüm bulabilen gönüllü nesiller yetişmelidir. Daha iyi bir dünya ve sorunlu görülen değil sorumlu bir nesil için haydi seyirci değil gönüllü olalım.


ECE ÇİFTÇİ HAKKINDA

Ece ÇİFTÇİ SosyalBen Derneği ve SosyalBen Akademi Danışmanlık şirketinin kurucusudur.

Ece hayatının büyük bir kısmını sosyal sorumluluk projesinin gerçekleştirmeye adadı.

Projesi SosyalBen TV8 de yayınlanan Bir Fikrin Mi Var? Yarışmasında birinci olduktan sonra daha fazla kişi bu projeye inanmaya başladı.

Ece Afrika,Asya, Avrupa ve Amerikada yüzlerce çocuğun hayatına dokundu ve projesinin bir sonucu olarak Harvard ve Oxford Üniversitelerinden kabul aldı. Şimdi Hayallerime Dünya inandı diyebilmenin gururunu yaşıyor.

VIDEO BLOG

TWEET AKIŞI

EKOTURK TV - SosyalBen Vakfı Neler Yapıyor?